Güzelim benim... Seninle dünyanın en güzel zamanı'nı yaşadım. Çok sey gördüm, çok sey yaşadım, hayatımda sayılı vazgeçilmez noktalar gerçekleşti. Sen o noktaların en tatlısısın.
Ne varki her güzelliğin bir sonu vardır. Ama seninle sevgili iken olduğumuzdan daha güzel bir bağ kuracağımıza inanıyorum. Üzgün değilim sevgilimden ayrıldım ama dünyamım en değerli arkadaşına sahip oldum.... İyiki hayatıma girmişsin güzelim, iyiki sevmişiz bir birimizi....
NOT: Eeeee artık boşadığına göre beni muzurluklar yapabilirim:)
26 Kasım 2012 Pazartesi
20 Kasım 2012 Salı
Alıntı Bir Yazı Ama Bayıldım
Yaz gelse buralara, her zaman geldiği gibi. Eskiden bir kaç ailenin kaldığı ama bahçesinde hanımeli kokusunun eksik olmadığı, mandalin ve asmaların gölgesi altında kahvaltı yapsak;Ağustos gülleriyle sardunyalar sarsa etrafı.Ortancaların pembesine benzese dudakların. Alı moru bir bahçede kaybetsem seni. Koruk tadında ekşitse bu durum yüzümü. Tam o sırada ayva kokulu bir dalda bulsam seni.keşke sen gelsen de...
Boş, sıcak ve miskin bir öğleden sonrasında denize gitsek; iki arkadaş gibi görünüşte. Deve güreşi yapsak etrafımıza sular saçarak.Ben korksam derin mavi karanlık denizden. Sen beni yüreklendirsen...Olmadı tutup çeksen götürsen elimden... Ben direnemesem her zamanki gibi teslimiyetimle ve mütevekkil tavrımla sana karşı. Akşamüstü dönüşte araba bulamayıp, sahil yolundan yazlıklar arasından, sağımızda mavi deniz, solumuzda yeşil, heybetli, kadim dağların gölgesi üzerimizde, 4km'lik yolu yürüsek; güneşin batışını izlesek zeytin ağaçlarının arasında. Ağustos böceklerinin sıcaktan şikayet edercesine cırıltısı kulaklarımızda...
Ertesi gün Cunda'ya çıksak. Kilisenin harabesi gölgesinde bakınsak engin,masmavi deniz içindeki ufacık adalara. Ege'nin mitolojik dokusunda Zeus'u ve nice tanrıları anlatsam, fısıldasam çapkınlıklarını.Koşsak yakalayıp eteklerini. Sen şaşırsan, kızarsan kulaklarına kadar. Arnavut kaldırımlı taş döşeli sokaklarında; pembeler giymiş, rum evleri arasında dolaşsak.Rumca kelimeler fısıldasam kulaklarına. Hayret dolu gözlerinin en derin siyahına baksam...Durmasak, Şeytan sofrasında alsak soluğu... Güneşin en utangaç vakti baksak kızılına,daha da utandırsak güneşi, kaçırsak hatta...
Sonra eve gelsek. Duş almaya fırsat bulamadan annemin sıcak yemeklerinin kokusunu bahçeden duysak ve bahçe masasının tozunu sen silsen. Gizliden bana baksan; ben de sana...Tabakları masaya birlikte koysak.Karanfil kokulu sıcak bir sohbete dalsak. Yemek yedikten sonra üzerimize bir sevdalık uykusudur çökse.Ve vakit geç olsa benim odama geçsek, sarılsak sımsıkı gün boyu serinlemiş bedenlerimize.Deniz ve yosun kokan tenine bir buse kondursam, sen uyuyor numarası yapsan ama ben bilsem uyumadığını, kalp atışının hızlandığını.
Nefesinin sıcaklığı ile uykuya dalsam.Sabah kalktığımda uyuşmuş kolumu sana göstersem... Sonra... Sonra eskiden bir kaç ailenin kaldığı ama bahçesinde hanımeli kokusunun eksik olmadığı, mandalin ve asmaların gölgesi altında kahvaltı yapsak;Ağustos gülleriyle sardunyalar sarsa etrafı...
Boş, sıcak ve miskin bir öğleden sonrasında denize gitsek; iki arkadaş gibi görünüşte. Deve güreşi yapsak etrafımıza sular saçarak.Ben korksam derin mavi karanlık denizden. Sen beni yüreklendirsen...Olmadı tutup çeksen götürsen elimden... Ben direnemesem her zamanki gibi teslimiyetimle ve mütevekkil tavrımla sana karşı. Akşamüstü dönüşte araba bulamayıp, sahil yolundan yazlıklar arasından, sağımızda mavi deniz, solumuzda yeşil, heybetli, kadim dağların gölgesi üzerimizde, 4km'lik yolu yürüsek; güneşin batışını izlesek zeytin ağaçlarının arasında. Ağustos böceklerinin sıcaktan şikayet edercesine cırıltısı kulaklarımızda...
Ertesi gün Cunda'ya çıksak. Kilisenin harabesi gölgesinde bakınsak engin,masmavi deniz içindeki ufacık adalara. Ege'nin mitolojik dokusunda Zeus'u ve nice tanrıları anlatsam, fısıldasam çapkınlıklarını.Koşsak yakalayıp eteklerini. Sen şaşırsan, kızarsan kulaklarına kadar. Arnavut kaldırımlı taş döşeli sokaklarında; pembeler giymiş, rum evleri arasında dolaşsak.Rumca kelimeler fısıldasam kulaklarına. Hayret dolu gözlerinin en derin siyahına baksam...Durmasak, Şeytan sofrasında alsak soluğu... Güneşin en utangaç vakti baksak kızılına,daha da utandırsak güneşi, kaçırsak hatta...
Sonra eve gelsek. Duş almaya fırsat bulamadan annemin sıcak yemeklerinin kokusunu bahçeden duysak ve bahçe masasının tozunu sen silsen. Gizliden bana baksan; ben de sana...Tabakları masaya birlikte koysak.Karanfil kokulu sıcak bir sohbete dalsak. Yemek yedikten sonra üzerimize bir sevdalık uykusudur çökse.Ve vakit geç olsa benim odama geçsek, sarılsak sımsıkı gün boyu serinlemiş bedenlerimize.Deniz ve yosun kokan tenine bir buse kondursam, sen uyuyor numarası yapsan ama ben bilsem uyumadığını, kalp atışının hızlandığını.
Nefesinin sıcaklığı ile uykuya dalsam.Sabah kalktığımda uyuşmuş kolumu sana göstersem... Sonra... Sonra eskiden bir kaç ailenin kaldığı ama bahçesinde hanımeli kokusunun eksik olmadığı, mandalin ve asmaların gölgesi altında kahvaltı yapsak;Ağustos gülleriyle sardunyalar sarsa etrafı...
14 Kasım 2012 Çarşamba
Pek Revâdır Sevdiğin Ettiklerin
Pek revâdır sevdiğim ettiklerin
Âşıkı günlerce beklettiklerin
Gelmeyip ağyâr ile gittiklerin
Gez, görüş eğlen ,sıkılma zevke bak
Bir gelir insan cihanâ, durma çak.
Gül gibi ruhsâr-ı hüsnün solmadan,
Nev-civân kalbinde gam yer bulmadan,
Ben gibi meyûs-i devrân olmadan
Gez, görüş eğlen ,sıkılma zevke bak
Bir gelir insan cihanâ, durma çak
Bir şarkı koroda söylememiz için verildiği ilk günden beri bi şey çekiyor beni bu şarkıda, neden niçin derken dönüp baktım yaşadıklarıma. Acı tatlı ne kadar şey yaşamışım, her anını hala hasret ve zevkle anıyorum.
Bilmiyorum hayat daha neler getiricek ama ben her dakikasına kabulüm. :)
Veeee kısmetse Konserde bu şarkıyı söyleyeceğim...:)
Âşıkı günlerce beklettiklerin
Gelmeyip ağyâr ile gittiklerin
Gez, görüş eğlen ,sıkılma zevke bak
Bir gelir insan cihanâ, durma çak.
Gül gibi ruhsâr-ı hüsnün solmadan,
Nev-civân kalbinde gam yer bulmadan,
Ben gibi meyûs-i devrân olmadan
Gez, görüş eğlen ,sıkılma zevke bak
Bir gelir insan cihanâ, durma çak
Bir şarkı koroda söylememiz için verildiği ilk günden beri bi şey çekiyor beni bu şarkıda, neden niçin derken dönüp baktım yaşadıklarıma. Acı tatlı ne kadar şey yaşamışım, her anını hala hasret ve zevkle anıyorum.
Bilmiyorum hayat daha neler getiricek ama ben her dakikasına kabulüm. :)
Veeee kısmetse Konserde bu şarkıyı söyleyeceğim...:)
12 Kasım 2012 Pazartesi
YİTİK SEVGİLİ
Kızmadım ki ben sana, sebepsiz
değildi gidişin. Sevmiyormuşsun beni kal, diyemem ki. Hem alıştım gidişine,
geçelerden korkmuyorum. Sensizde uyuya biliyorum artık. Bak çiçekler solmadı
sensiz, masada hala mumlar yanıyor.
Dün eşyalarını topladım, sana ait
ne varsa kaldırdım tek tek. Anılarını bir bir sakladım. Sen yoksun artık bende…
Yo kırılmadım sana. Biz istemedik mi ayrılmayı? Söylemedik mi son sözlerimizi?
Hani sevmiyordun beni?
Neden… neden geldin ki şimdi. Ne
istiyorsun benden. Git… git artık, çık
hayallerimden. Girme rüyalarıma.
Gözyaşlarımı da al git artık…
// Git… Unutamasam da
seni
Hala sevsem de
Sevilmek için, sevmek için
Git…
//
Dün eşyalarını topladım, sana ait ne varsa kaldırdım tek tek. Anılarını bir bir sakladım. Sen yoksun artık bende…
Yo kırılmadım sana. Biz istemedik mi ayrılmayı? Söylemedik mi son sözlerimizi? Hani sevmiyordun beni?
Neden… neden geldin ki şimdi. Ne istiyorsun benden. Git… git artık, çık hayallerimden. Girme rüyalarıma.
Gözyaşlarımı da al git artık…
Hala sevsem de
Sevilmek için, sevmek için
Git…
//
//
9 Kasım 2012 Cuma
Mis Maria dan sevgilerle
Miss Maria'nın yanından sevgilerle. Şuan Mariamın yanından yazıyorum, mis gibi yemek kokuları vızır vızır sipariş yoğunluğu arasında eyfi keyif yapıyoruz iş yerinde.:)
Mis Maria'nın telaşı şu çıktı bu çıkmadı, oldu olmadı, yemek soğudu, yemek yandı, imdat modunda.... Yanlız ben fena koptum burda sıcak yüzünden giydiğim pembe kazak ile ten rengim aynı oldu. Ayrıca Maria yı izlerken sandalyemde zor duruyorum heran yere yığılma ihtimalim var gülme krizinden :D
Sabah kimseye yorum yazmamış olursam bilinki sonum Maria'nın yanında gülme krizinden yada (büyük ihtimal hunharca boğazlanarak """Maria tarafından""") ölmüş (öldürülmüş) olacağım.
Not: Kaytan Bıyık bey Şimdilik taciz, saldırı, alttan alttan çamur yatmıyorum, ama sanmayın ki bunun acısını çıkarmıcam ilk buluşmada "Tecavüz vallahi tecavüz" olmadı ağır tahrik ten saldırı (anlayınız lütfen fenalardayım) :)
Mis Maria'nın telaşı şu çıktı bu çıkmadı, oldu olmadı, yemek soğudu, yemek yandı, imdat modunda.... Yanlız ben fena koptum burda sıcak yüzünden giydiğim pembe kazak ile ten rengim aynı oldu. Ayrıca Maria yı izlerken sandalyemde zor duruyorum heran yere yığılma ihtimalim var gülme krizinden :D
Sabah kimseye yorum yazmamış olursam bilinki sonum Maria'nın yanında gülme krizinden yada (büyük ihtimal hunharca boğazlanarak """Maria tarafından""") ölmüş (öldürülmüş) olacağım.
Not: Kaytan Bıyık bey Şimdilik taciz, saldırı, alttan alttan çamur yatmıyorum, ama sanmayın ki bunun acısını çıkarmıcam ilk buluşmada "Tecavüz vallahi tecavüz" olmadı ağır tahrik ten saldırı (anlayınız lütfen fenalardayım) :)
3 Kasım 2012 Cumartesi
Blog'ır Buluşması
Şimdiden söyliyim ad hafızam çok çok azdır. o sebepten aklımda kalanlarla tarif edicem.
Öncelikle aramızdaki tek bayan. Kız sen nekadar tatlısın böyle, ilk gördüğümde soğuk, asabi, birazda küstah biri demiştim içimden (özellikle beni tanımazsın diyince :( ) ama tanıdıkca bütün ön yargılarım yersiz çıktı. Ve Mis Mariyamdan sonra çok çok tatlı bir bayan daha tanıdığımı kabul ediyorum. şimdiki yargılar Açık sözlü ,sevecen ve hınzır ki hınzır :D .
Gelelim nerdeyse aklımda kalan iki isimden birine atlıkarıncada bir tur daha tek söz söylesem senin hamurunda ne var böyle birisi kıskanıcak ama bu ne güzellik iki gıdım aklım vardı oda aktı gitti.
Kaju umarım adını doğru yazmışımdır fazla konuşamasak da cana yakın biri.
Kaldırım gine havasında idi :) Güleç yüz ve sevecen bir tavır, unutmadan Anlatsam Bi bok olmaz yavrucum anladık Kaldırımın kucagı rahat rahat da :) .
Ve Yayık Ayranı olmaz seni biraz açmak lazım. Ama bu işi bizim yerimize koltuklar yaptı sanırım:)
O koltuklar neydi ya hala oturamıyorum kalçamın büyük bir bölümü yok neredeyse. Velasık kelam güzel bir gün gecirdim daha yazıcak çok çok sey var ama bu kadarla yetinmek istedim.
Şimdi yazmak istediğim birşey daha var @Kaytan bıyık a telefonda söylediğim gibi bana yorum yapmanı istemiyorum artık.... kırgın, kızgın, öfkeli, aklına gelebilicek herşeyi geçiriyorum. Çok çok teşekkür ederim
25 Ekim 2012 Perşembe
olmaz ilaç
Olmaz ilaç sine-i sad pâreme
Çare bulunmaz bilirim yâreme
Baksa tabiban-ı cihan çâreme
Çare bulunmaz bilirim yâreme
Kastediyor piri müjen canıma
Gözleri en son girecek kanıma
Şerh edemem halimi cananıma
Çare bulunmaz bilirim yareme
Çare bulunmaz bilirim yâreme
Baksa tabiban-ı cihan çâreme
Çare bulunmaz bilirim yâreme
Kastediyor piri müjen canıma
Gözleri en son girecek kanıma
Şerh edemem halimi cananıma
Çare bulunmaz bilirim yareme
Hüzün Sensin
Neden canım yanıyor. Neden acıyor her yerim. Bayram değil mi bu gün? Sevinçle koşmamız gerekmiyor mu ? Neden anlamıyorum neden kalbim bu kadar derinden sızlıyor. Özlem mi acımı çekilmez kılan ? Yanlızlık mı yoksa , bilinmez bekleyiş mi ? Gözlerime yaşlar dolduran. Sessiz çığlıklar'da boğulur oldum, kimsesiz bir gül gibi sarardım soldu'm. Ey kalbim bu kadar karanlık mahzenlerin ? Çıkılmaz mı yaşlı merdivenlerin? Mum ışığına hasretim kara kuyularda, görmez oldu gözlerim gecenin ışığını. Seçemez oldum artık hayalin tadını , gerçeğin acısını. Söyle ey dünya neden bu öfken bana, neden kırdın kanatları mı? Viran oldu evim, alev alev yanıyor perçem'im. Rüzgarların bağımı bahçemi haraab eyledi, yağmurların gözyaşlarımı sel eyledi.
Kimi sevdiysem almadın mı benden ? Varımı yoğumu çalmadın mı benden ? Neden bu öfken ey dünya?
Alma bu sefer sevdiğimi benden, çalma ruhumu elimden. Bitsin artık öfken. Gayrı ne dayanacak takatim kaldı, ne aşksız yaşıyacak bir kalbim kaldı.
6 Eylül 2012 Perşembe
DÖNDÜN MÜ ?
Döndün mü
sevgilim? Hasret diyarlarından.
Bir yudum
su gibi muhtacım sana.
Döndün mü
bana?
Gölgenle
avunurdum mum ışıklarında.
Güne-şi
çehrenle döndün mü bana?
Sözsüz
şiirlerde okudum seni.
Bir hecede
gizliydin aradım seni.
Ağlama
gözlerinden düşer kaybolurum derdin.
Ey gözlerimin
ışığı bana geri mi geldin?
Kurumuş
dudağım, çatlak ellerim.
Hasretinle
ağlar seni dilerim.
Başımı
göğsüne yaslamaya mı geldin?
Kulağım
kapıda, gözüm yollarda.
Yeter artık
sevgilim geri dön bana...
//Dönmez sanırsın
gidenler geri.
Beklemez sanırsın bıraktıkların seni.
Ne çare ki giden dönse bekleyen değişir,
Beklenen gelse gelen değişir.
//
Beklemez sanırsın bıraktıkların seni.
Ne çare ki giden dönse bekleyen değişir,
Beklenen gelse gelen değişir.
//
24 Ağustos 2012 Cuma
Zeki Müren - Dilek Çeşmesi
| bu bir dilek cesmesi dediler bana oturdum yosun tutmus islak tasina anlattim neler geldi dertli basima uzattim ellerimi seni diledim bir bilsen seni nasil yurekten sevdim bu bedende can degil candan oteydin gece gunduz demedim dualar ettim uzattim ellerimi seni diledim kucucuk bir umitsin icimde benim sen ey dilek cesmesi duy beni dedim gonlumdeki bu hasret bitsin istedim uzattim ellerimi seni diledim bu ses askla yanan kalbimin sesi huzunlu gonlumun icli nefesi onsuz yasamakta yotur hevesi duami kabul et dilek cesmesi sessiz akisinda devalar gizli nazli sularinda dualar gizli uykuya sigmayan ruyalar gizli duami kabul et dilek cesmesi |
17 Ağustos 2012 Cuma
SÖZLER
Sessizim bu gece sevgilim. Söyleyemediğim binlerce sözlerim
var aslında. Buruk bir gecede, öylece oturuyorum köşemde.
Seni düşünüyorum önce. Romanlarda kayboluşunu, aldığın her yudumda fincanı tutuşunu. Sesin doluyor kulaklarıma, mısra mısra adımı söyleyişin, her nefeste seviyorum deyişin. Bir sigara yakıyorum, efkarlıyım söyleyemiyorum. Gezdiğimiz yerleri düşünüyorum sevgilim. Kayalıklarda söylediğimiz şarkıları, mehtaba dalıp gidişini. Derin bir nefes alıyorum sigaramdan, daha bir yanlızlık çöküyor üstüme.
Mutfakta tıkırtıların, koridorda ayak sesin, kokun hala yastığımda duruyor. Şu sessiz, kimsesiz evde gölgenle yaşıyorum sevgilim. Söyleyemediğim sözlerimi fısıldıyorum, aynada kalan yansımana…
Seni düşünüyorum önce. Romanlarda kayboluşunu, aldığın her yudumda fincanı tutuşunu. Sesin doluyor kulaklarıma, mısra mısra adımı söyleyişin, her nefeste seviyorum deyişin. Bir sigara yakıyorum, efkarlıyım söyleyemiyorum. Gezdiğimiz yerleri düşünüyorum sevgilim. Kayalıklarda söylediğimiz şarkıları, mehtaba dalıp gidişini. Derin bir nefes alıyorum sigaramdan, daha bir yanlızlık çöküyor üstüme.
Mutfakta tıkırtıların, koridorda ayak sesin, kokun hala yastığımda duruyor. Şu sessiz, kimsesiz evde gölgenle yaşıyorum sevgilim. Söyleyemediğim sözlerimi fısıldıyorum, aynada kalan yansımana…
// Dünyada yalnız da
kalsa,
Aşkı için yaşıyan.
Kokuda, bir buğuda,
Aşkını bulur İNSAN.
//
Aşkı için yaşıyan.
Kokuda, bir buğuda,
Aşkını bulur İNSAN.
//
Güzel gözlüme, söyleyemediğim sözlerime…
Evet dostlarım yine ayrı düştüm kaytan bıyığımdan ve bu sefer dönüş tarihide belirsiz....
11 Ağustos 2012 Cumartesi
Geliyorrrrrrr.....
VE sevgilime yemekler yapıyorum ellerimle sevdiği her tadı :)
Oleeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeey :)
8 Ağustos 2012 Çarşamba
Guzeller çok var ama meyil birine olur
Denizde k'ararti var bu gelen k'ayik midur
Ben ozledum yarumi ağlasam ayip midur
Oy dumanlar dumanlar hep dağlari sardunuz
Yureğumun derdini bilsenuz ağlardunuz
K'arardi K'aradeniz taşti bu yana taşti
Haber verun yarume gyozlerum doldi taşti
Gemi mil ilen olur sevda dil ilen olur
Guzeller çok var ama meyil birine olur
Söz ve müzik: Anonim
5 Ağustos 2012 Pazar
1 Ağustos 2012 Çarşamba
Biri Orduyu Çağırsın
Komik olan durum bu yemeyi yerken içine belli bir oranda ki çoğunlukla tabağının yarısına yakın gelen ayran katarak yersin. Düşünün artık elimdeki en büyük tencere ağzına kadar dolu, bu durumda bir tekşey yapmam lazım sanırım pencereden uzanıp, help helpppppppp diye bağırmam lazım:)
Not : Harika bir diyet yemeğidir. Kırık mısır ve barbunyadan yapılır birazcık tuz tamam , yağ yok başka birsey yok sadece isteğe bağlı yerken yoğurt veya ayran.
29 Temmuz 2012 Pazar
Şimdiden okuyanlardan özür dilerim
Biraz kırgınım bu gün, yanlızım canım yanıyor. Nedenini bilmiyorum, aslında özlem canımı yakıyor ama söyleyemiyorum kızamıyorum kızıp ta kör olasıca yollara sitem edemiyorum. Özledim ama özlediğime ulaşamıyorum. Sitem karım bu gün herşeye, herkeze beni sevgilimden ayrı koyan sebebe, aramıza mesafe koyan yollara, yüzüne bir zerresini dahi göremeyen gözlerime sitem karım.
Parça parça dökülüyor her yerim, tenim de alevler var kalbimi bulamıyorum gözlerimle göremiyorum, delirdim artık ne sesini yetiyor ne hayali, özledim derinlerimde bir yara var kanıyor bulamıyorum bulsam da nasıl sarıcam bilmiyorum.
Gel güzelim ne olur gel artık, gözlerim gözüne hasret, sözlerim sözüne. Fazla birşey istemiyorum uzaktanda olsa göreyim seni, saçını rüzgar tarafın kopan tellerini koklamaya razıyım, sesini gözümden süzülen yaşla paylaşıyım, artık gözyaşlarım bile içimde yanan ateşi hafifletmiyor, rüzgarlarda kokunu arar oldum.
Gel ey sevgilim ruhum bedenimle savaşıyor, tenim kalbimle gel ne olur sevdiğim gel, ben seni benden öte, canımdan, kanımdan, beni ben yapan her zerremden çok severim. Gel ne olur gel..
Özür dilerim Sevdiğim seni üzmek istemiyorum ama içimi bir nebze olsun boşaltmak istedim. Kırdıysam anlamadan üzdüysem affet beni, ama özleminle yanıyorum.
Parça parça dökülüyor her yerim, tenim de alevler var kalbimi bulamıyorum gözlerimle göremiyorum, delirdim artık ne sesini yetiyor ne hayali, özledim derinlerimde bir yara var kanıyor bulamıyorum bulsam da nasıl sarıcam bilmiyorum.
Gel güzelim ne olur gel artık, gözlerim gözüne hasret, sözlerim sözüne. Fazla birşey istemiyorum uzaktanda olsa göreyim seni, saçını rüzgar tarafın kopan tellerini koklamaya razıyım, sesini gözümden süzülen yaşla paylaşıyım, artık gözyaşlarım bile içimde yanan ateşi hafifletmiyor, rüzgarlarda kokunu arar oldum.
Gel ey sevgilim ruhum bedenimle savaşıyor, tenim kalbimle gel ne olur sevdiğim gel, ben seni benden öte, canımdan, kanımdan, beni ben yapan her zerremden çok severim. Gel ne olur gel..
Özür dilerim Sevdiğim seni üzmek istemiyorum ama içimi bir nebze olsun boşaltmak istedim. Kırdıysam anlamadan üzdüysem affet beni, ama özleminle yanıyorum.
25 Temmuz 2012 Çarşamba
Ağla Gözlerim
Ağla gözlerim, kana kana ağla. Hasretsin bilirim bir zerresine ağla gözlerim ağla ayrı kalan sevenlerin yerine. Bakarım görmez oldum, söylerim bilmez oldum, Aşk ile yanarım derdimi bilmez oldum. Ne diğim sevdime, ağlarım yar halime.
Gel diyemem ki sana, gelemezsin birim. Sevdiyemem ki sana, seversin yar bilirim. Ne diyim sevdiğim yar der dilerim. Gel sevgilim, gece rüyalarıma gel, gündüz hülyalarıma gel, sevdiğim göz bebeğim sözüme dilime gel.
Sitemkar sanmayın beni, özlemi, elemi bilirim elbet, sevgiyi aşkı bilirim elbet bilirim bilirim ama gel sor kalbime ayrılık ne emiş, ayrı kalmak ne imiş bilirim bilmesine ama kalbime geçiremem, dilime geçiremem, ağlasa'da gözlerim gözüme geçiremem
Ağla gözlerim, ağla sen benim yerime, sevdiğimin yerine, sevipte ayrı kalan tüm Aşıklar yerine.
Özür dilerim sevgilim üzmicem dedim seni, ama inan ki hasretten ağlarım, özlemden ağlarım. Sana bişey diyemem ama Aşkıma Aşk katar ağlarım.
Not : Gün saymaktan vazgeçtim. Ayrı kaldığım günleri saymak kalbimi acıtıyor.
sevdiğim, aşkım
kaytan bıyıkım.
Sitemkar sanmayın beni, özlemi, elemi bilirim elbet, sevgiyi aşkı bilirim elbet bilirim bilirim ama gel sor kalbime ayrılık ne emiş, ayrı kalmak ne imiş bilirim bilmesine ama kalbime geçiremem, dilime geçiremem, ağlasa'da gözlerim gözüme geçiremem
Ağla gözlerim, ağla sen benim yerime, sevdiğimin yerine, sevipte ayrı kalan tüm Aşıklar yerine.
Özür dilerim sevgilim üzmicem dedim seni, ama inan ki hasretten ağlarım, özlemden ağlarım. Sana bişey diyemem ama Aşkıma Aşk katar ağlarım.
Not : Gün saymaktan vazgeçtim. Ayrı kaldığım günleri saymak kalbimi acıtıyor.
sevdiğim, aşkım
kaytan bıyıkım.
24 Temmuz 2012 Salı
BEKLEYİŞ
Gün ışımak
üzere sevgilim Siren sesleri ile kalkmaya başladı trenler. Hala sis var bu
şehirde. Sessizce kahvaltı yapıyorum masada. Paltomu alıp usulca çıkıyorum
sokağa. Topuklu ayakkabıları ile kadınlar yürüyor kaldırımlarda…
Simit kokuyor her yer. Yavaşça dağılırken sis dalıyorum mazideki anlara. Martıların sesleri ile uyanıyor şehir. Daha bir boğucu oluyor dar sokaklar, önlüklü çocuklar koşturuyor önümde, gülümsüyorlar benim yerime.
Gözlerim doluyor nedensiz, daha bir çatılıyor kaşlarım. Sık adımlarla iniyorum rıhtıma, gelişini gözlüyorum. Her gelen vapurda seni arıyor gözlerim. Solgun ellerimde en sevdiğin çiçeklerle bekliyorum seni. Döneceksin biliyorum, söz verdin bana…
Simit kokuyor her yer. Yavaşça dağılırken sis dalıyorum mazideki anlara. Martıların sesleri ile uyanıyor şehir. Daha bir boğucu oluyor dar sokaklar, önlüklü çocuklar koşturuyor önümde, gülümsüyorlar benim yerime.
Gözlerim doluyor nedensiz, daha bir çatılıyor kaşlarım. Sık adımlarla iniyorum rıhtıma, gelişini gözlüyorum. Her gelen vapurda seni arıyor gözlerim. Solgun ellerimde en sevdiğin çiçeklerle bekliyorum seni. Döneceksin biliyorum, söz verdin bana…
//Bir ömürde sürse
bekleyişim,
Son soluğum olsa da nefesim
Bir kerecik görmeye değer,
Yaşamım AŞK uğruna…
//
Son soluğum olsa da nefesim
Bir kerecik görmeye değer,
Yaşamım AŞK uğruna…
//
Sevgilim seni bekleyişimin yedinci günü seni çok seviyorum.
22 Temmuz 2012 Pazar
21 Temmuz 2012 Cumartesi
3. üncü Gün
Bitanem sevgilim senden ayrı geçen üçüncü gün, sen zaman geçmez oldu. Sevgilim seni çok özledim...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





.jpg)









